Paylaşım ekonomisi yıkıcı teknolojiler ile 6 trilyon dolara koşuyor

Türkiye’de taksi – UBER tartışmasının gölgesinde kalan “paylaşım ekonomisi”, dünyada aldı başını gidiyor. Geleneksel iş yapış biçimleri hala ‘Paylaşım ekonomisi nedir?’ diye tartışa dursun; yeni tüketicilerin ihtiyaç ve beklentilerinin yasaları zorladığı paylaşım temelli girişimler dünyada 6 trilyon dolarlık pazarı dönüştürmeye hazırlanıyor.

İnternet ve akıllı telefon kullanımının artması ile birlikte ile sadece dünyada değil Türkiye’de de tüketicinin talepleri değişti. Artık kullanıcılar, daha hızlı, daha konforlu, daha ucuz ve daha kolaya sadece avuçlarındaki telefonlarla ve bir dokunuşla ulaşabilmek istiyor.

Hal böyle olunca da Türkiye’de taksi-UBER tartışmalarının gölgesinde kalmasına karşın, “paylaşım ekonomisi” adı verilen bu yeni alanın dünya genelindeki büyüme rakamları gözleri kamaştırıyor. En güncel verilere göz atacak olursak, elektrikli araçlardan bisiklete, basketbol toplarından yatağa kadar birbirinden farklı ürün ve hizmetlerin paylaşım konusu edildiği Çin, bu pazarın en büyük oyuncusu.

Hatta Çin’de Devlet Bilişim Merkezi’ne bağlı Paylaşım Ekonomisi Araştırma Merkezi bile bulunuyor. Merkezin geçen ayın sonunda yayınladığı Paylaşım Ekonomisi Raporu’na göre, Çin’de 2017 yılında paylaşım ekonomisi piyasasının ticaret hacmi 2016 yılına göre yüzde 47.2 artışla 778 milyar doları buldu. Çin’de paylaşım ekonomisi alanında sermaye miktarı ise geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 25.7’lik artışla yaklaşık 35 milyar dolara ulaştı.

Yapılan analizlere göre gelecek 5 yılda Çin’de paylaşım ekonomisi yıllık ortalama yüzde 30 büyümeye de devam edecek. Üstelik tarım, eğitim, tıp ve sağlık, yaşlı bakımı gibi alanlar da paylaşım ekonomisinin yeni odaklanacağı mecralar olacak.

Unicorn’ları 40’ı geçti

En yüksek rakamlara Çin’de ulaşılsa da paylaşım ekonomisi denilince ilk akla gelen ülke ABD. Silikon Vadisi’nden çıkan araç çağırma/ paylaşım uygulamaları UBER ve rakibi Lyft ile oda/ev paylaşım uygulaması Airbnb’nin toplam piyasa değeri 110 milyar doları geçiyor.

Dünya genelinde milyar dolarlık boyuta erişen (unicorn) paylaşım ekonomisi temelli start-up’ların sayısı 40’ı aştı. Bank of America Merrill Lynch’in analizine göre, dünya genelinde paylaşım ekonomisinin büyüklüğü 2 trilyon doları bulmuş durumda. Ekosistemin etki edeceği/dönüştüreceği pazarın büyüklüğü ise 6 trilyon doları buluyor. Diğer bir deyişle 6 trilyon dolarlık bir pazar, “paylaşım”a açılmayı bekliyor.

Tüketicilerin talepleri, yasaları dönüştürmeye zorluyor

Yeni teknolojilerin geleneksel iş yapış biçimlerini tehdit etmesi ve tüketiciler tarafından tercih edilip onların yerine geçmesi, sadece Türkiye özelinde gerilimler yaratmıyor. “Eski” ile “yeni”nin rekabeti tüm dünyada yasaları ve regülasyonları da elden geçirmeye zorluyor.

Bu yüzden bu tarz yenilikçi iş modellerini ortaya çıkaran teknolojilere “Yıkıcı teknolojiler” (Disruptive Technologies) deniliyor. Sonuç itibarıyla yasaklamak kolay ama milyarlarca tüketicinin tek bir tıkla ulaşabilecekleri fırsatları reddetmekse bir o kadar zor olduğu için tüm dünya bu alanda orta yolu bulmaya çabalıyor.

(Yıkıcı teknolojiler ile ilgili KPMG’nin ayrıntılı raporuna buradan erişebilirsiniz.)

UBER ne ilk, ne de son olacak

Taksicilerin eleştiri okları her ne kadar sadece UBER’e yönelse de Türkiye’de özel araç çağırma alanında faaliyet gösteren başka önemli oyuncular da var. Sürücü ve yolcuları uygulama temelli olarak buluşturan bu platformların başında UBER’in yanı sıra Careem, Olev, Yolo gibi girişimler mevcut.

Bunlardan Careem, 2012’de Dubai’de kurulmuş ve bölgenin tek ‘unicorn’u. Bir diğer girişim olan Olev ise 2016 yılı sonunda İstanbul’da faaliyetlerine başladı. 2016 yılı sonlarında pazar giren Yolo da Olev gibi yerli bir girişim. Hatta Yolo’nun kurucusu Haydar Çolakoğlu, geçen yıl UBER’in Türkiye’deki faaliyetlerine talip olduklarını da duyurmuştu.


Yorumlar

yorum

Bir Cevap Yazın