Siz kabul etmeseniz de, “Bu internetin bağımlısıyım” dedirten 13 belirti

Evet, kabul edelim. Biz bu internetin bağımlısıyız! Tüm semptomlarını fütursuzca sergiliyoruz. Tedaviyi reddediyoruz ve online ötenaziye mahkumuz… Hiçbirimiz vazgeçemeyeceğiz ama yine de bilmekte fayda var. Bakalım hangi internet hastalıklarına sahibiz? Okumadan önce aklınızda bulunması için bir not: Bazıları yatarak tedavi gerektirebilir 🙂

 

1 – İndir… Kotanın limitini geçercesine indir….

akilli-telefonda-internet-kotasi

İnternette dinlediğiniz şarkıları, seyrettiğiniz videoları indirmekten kendinizi alamıyorsanız, “cheeseepodding” hastalığına tutulmuşsunuz demek. İlgilendiğiniz hatta şu anda ilgilenmeseniz bile belki lazım olur diye herşeyi indirme duygunuzu bastıramıyorsanız, artık bu hastalığına yakalandığınızı yavaş yavaş kabul etseniz iyi edersiniz.

 

2 – Wiki’ye yazayım da herkes bilsin, öğrensin…

wikipedia-akilli-telefon

Tamam, “Bilgi paylaşıldıkça çoğalır” ama her bildiğinizi de “Aman bunu herkes öğrenmeli” diyerek, online dünyanın ansiklopedisi Wikipedia’ya sürekli bir “entry” girmeye çalışıyorsanız, artık kabul edin sizin hastalığınızın adı “Wikipedialism”.

 

3 – Göz sağlığım, fotoğraf albümlerine armağan olsun…

A man shows the smartphone photo sharing

Sosyal paylaşımları çok seviyoruz. Bu paylaşımlar bir de fotoğraf albümleri ile süslenmişse, değmeyin keyfimize…Ama bu merakta da bir sınır var, eğer insanların sosyal ağlardaki fotoğraflarını tek tek incelemekten kendinizi alamıyorsanız ve hatta arkadaş listenizde olmayanların bile yüzlerce fotoğraftan oluşan albümlerdeki bir fotoğrafın silindiğini veya eklendiğini farkedebilecek kadar ezberliyorsanız, bu bir hastalık, adı da “Photolurking”.

 

4 – Google’ladım, bende kesin Multiple Skleroz var…

Multiple-Skleroz

Google amcada her sorunuza cevap veriyor olabilir ama bu işe bir dur denilecek nokta da var. Bir de konu sağlık ise dermanı internette aramasanız iyi olur. Tamam Google’ın hızı ve indeklemesi iyi ama ne Hipokrat yemini var ne de bir Tıp diploması. Eğer sürekli özellikle sağlıkla ilgili sitelere girip, kendinizde bir hastalık buluyorsanız, doğru hastasınız. Hastalık hastalığının online adı da “Cyberchondria”.

 

5 – Adım soyadımı yazarım, bıkmadan usanmadan ‘enter’larım…

google on a tablet

 

İyisiniz, hoşsunuz, güzelsiniz, yakışıklısınız… da, internet, her özelliğinizi bilecek ve herkese gösterecek diye bir şart yok. Online itibarınızı görmek için Google başta olmak üzere Twitter ve Facebook gibi sitelerde sık sık kendi adınızı aratıp, “Bakalım benim hakkımda kim ne demiş” diyorsanız, sizin hastalığınızın adı “Ego-Surfing”.

 

6 – Size bir sırrımı vereyim mi?…

080747_Cyber_Bullying

Anılarını yazmak, kendini ifade etmek güzel de bu işin de bir sınrı yok mu. Eğer kendi özel hayatınızla ilgili mahrem bilgileri, blog sayfalarına taşıyıp ifşa etmek size gayet sıradan bir olay gibi geliyorsa, hastalığınızın adı online teşhircilik, literatürdeki adıyla “Blog Streaking”.

 

7 – Bir gün ben de ‘Gangnam Style’ olucam…

gangnam-style-psy

“Bir gün mutlaka keşfedileceğim” inancıyla durmadan Youtube başta olmak üzere video paylaşım sitelerine gayet kişisel videolarınızı yükleyip, bekleyenlerin hastalığının ortak adı ise Youtube Narsizmi (Youtube Narcissism).

 

8 – ‘Trol’leştiremediklerimizden misiniz?…

internet-trol

Klavye veya monitör karşısına geçince sosyal iletişim kurallarını unutup, empati kurmakta zorlananları ifade eden bu hastalık, “Trol” olarak da adlandırılıyor. Eğer internette iletişim kurarken, sözel olmayan tepkileriniz, yüz ifadeleriniz (mimikleriniz) ortadan kayboluyorsa ve karşınızdakini bir insan değil ekran üzerindeki kelimelerden ibaret görüyorsanız, hatta imla hataları da size rahatsızlık vermiyorsa, bu sendroma (Online Sosyal İletişim Bozukluğu) yakalanmışınız demektir.

 

9 – Adım geçsin de nerede geçerse geçsin…

kendi-adini-google-da-aratmak

“Farkedileyim de ne şekilde olursa olsun” diyenlerdenseniz, sizin hastalığına verilen isim “Low Cyber Self-Esteem”, yani “Düşük Siber Benlik Saygısı”. Bu kişiler hakkında internette açılan “Gerizekalı Mehmet” başlığı bile onları mutlu etmeye yeter. Ünlülere özenip, “reklamın kötüsü olmaz” diyen Mehmet, adı kullanıldığı ve dolayısıyla farkedildiği için mutludur!

 

10 – ‘De’ ve ‘da’ bağlacını ayrı yazamayanlar ölsün…

grammer-nazi

İnternette “de” ve “da”yı ayrı yazamayanlar çoğumuzun derdi ama işi abartmamak da lazım. Obsesif kompulsif kişilik bozukluğunun online versiyonu olan bu hastalığa yabancılar, “Grammar Nazi” adını da veriyor. Bizim “İmla Zabıtası” diyebileceğimiz bu saplantıya sahip olanlar, rahatsız olmakla yetinmez, yorum sayfalarında karşılarındakilerin yazım hatalarını düzeltmeyi ihmal etmezler.

 

11 – Hayatım o kadar acıklı bir roman ki… ‘Like’lara doyulmaz…

hastalik-hastasi

Hasta olmadığını bilmesine karşın bilinçli olarak hasta taklidi yapanlara verilen Munchausen Sendromu’nun online versiyonu olan bu rahatsızlığı olanlar, ilgi çekmek için acıklı hikayeler paylaşmaya bayılıyor. Gerçek hayatta başına gelmemesine karşın, “Çok sevdiğim köpeğim öldü” gibi hikayelerle, etrafındakilerin, “Canım, çok üzüldüm. Elimden ne gelirse yaparım…” yorumlarıyla mutlu olan bu kişilik, ne hikmetse kısa süre süre sonra, “Dayımı kaybettik…” gibi yeni paylaşımlarla çıtayı hep yükseltiyor.

 

12 – F5 tuşu, benim herşeyim…

f5-tuşu

Blog sayfanıza veya internet sitenize, hayatınızın en güzel yazısını yazdınız ve kenara çekilip, tebrikleri kabul etmeye hazırlanıyorsunuz. Sabırsızlanıyorsunuz, ne de olsa binlerce kişi bu yazıya methiyeler düzecek. 5 saniyede bir F5 tuşuna basıyorsunuz ama o da ne , ne gelen var ne de giden. Hemen kendi “post”unuza, biraz sitemkar biraz da davetkar bir yorum yazıyorsunuz. Eğer gelen ilk yoruma da birkaç saniye içinde cevap veriyorsanız, durun. Sizde psikiyatrideki “Engellenme Toleransı Düşüklüğü”nün online versiyonu var.

 

13 – Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

film-replikleri

Başlangıçta herşey normal. Online ortamdaki yazışmalarınızda eğlenceli ve gayet sıcaksınız. Ama ansızın saldırganlaşıyor ve karşınızdakine “Kes sesini!” diye hitap edip, büyük harflerle öfkenizi kusuyorsunuz. Ya da pizzanızın yanında gelmeyen “barbekü sosu” sizi çılgına çeviriyor ve “SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN?”na gidecek kadar, çağrı merkezini kilitleyebiliyorsunuz. Seri katilllerin ortak özelliği olan “Dürtü Kontrolü Bozukluğu”nun online versiyonu olan bu rahatsızlığı olanlara, “Duygusal Öfkekolik” de deniliyor.


Yorumlar

yorum

Bir Cevap Yazın