25 yılda Türkiye’de ödeme sistemleri nereden nereye geldi?

İnternet yok, bilgisayar denilen şey Commodore’dan (hakkını yemeyelim hala gönlümüzdeki yeri büyük) ibaret, telefon ile yapabileceğiniz şeyler ise “Sarı Sayfalar”la sınırlı, akıllı telefon ve uygulamalar dünyasından bahsetmiyoruz bile…

Öyle 2. Dünya Savaşı yıllarından da bahsetmiyoruz; 1990’lı yılların başındayız. Ama para göndermeniz, ödeme yapmanız veya nakit paranız yetmediği zaman veresiye alışveriş yapmanız lazım… Buyrun, 12 adımda Türkiye’nin 25 yılda değişen ödeme sistemleri geçmişine…

 

1- En yakın ATM nerede?en-yakin-atm

Neyse ki 1990’larda bankalar, şube ve ATM’leriyle hizmet veriyor. AmaATM’ler hem daha yeni yaygınlaşıyor, hem de kullanıcılar “Ya paramı yutarsa?” diye temkinli. Siz de internetten veya uygulamadan değil, eş dost tavsiyesiyle size en yakın bankanın yolunu tuttunuz (Bu arada Elektronik Fon Transferi, EFT sistemi için en azından 1992 yılını beklemeniz şart).

 

siramatik2- Bekle ki sıran gelsin

Bankaya gitmeden sıra almak veya “Sıramatik” ile önünüzde kaç kişinin olduğunu veya “Gişematik” ile hangi gişeye gitmeniz gerektiğini bilmek, o yıllarda biraz lüks. Tecrübenizle, hangi gişedeki çalışanın daha hızlı işlem yaptığını tahmin edip, oradan ayrılmadan bekleyeceksiniz.

Bekleme işlemi sırasında sosyalleşmek için geleneksel yöntemler sizi bekliyor. (Kız isteyen, tanışıp evlenen, ev bulan, iş bağlayanlar bile oldu, bu sıralarda…)

 

telefon-bankaciligi3- Telefon var ama bankacılığı henüz yok

Ödeme veya para transferi işleminizi öyle zaten “5 dakikada hallederim” diye gelmediğiniz için, öğlene kadar işiniz biterse, sizin için sorun yok! Sonuçta koskoca bankaya yarım gününüzü vermişsiniz çok mu! Tabi paranızı gişedeki çalışana verince, iş bitmiyor. Tüm cesaretinizi toplayıp, “Ne zaman karşı tarafa geçer?” diye sordunuz ve aldığınız, “Yarın ya da öbür gün, herhalde…” cevabı ile evinizin yolunu tuttunuz. Üstelik, telefon var ama bankacılığı henüz pek yok.İnternet bankacılığı için ise 1997 yılını beklemek gerek.

 

beyaz-esya

4- Kefil bul ki taksitli alışveriş yapasın!

1990’lı yılların başındasınız ve evlenme hazırlıkları yapıyorsunuz. Malum, buzdolabından, televizyona birçok ihtiyacınız var. Ama elinizdeki nakit, birine bile yetmiyor. Banka hesap cüzdanınıza güvenip, çek de yazamıyorsanız, tek bir çözüm yolu var: Senet.

O da birlikte imzalamaya gitmek için sizinle aynı soyadı taşımayan “ama size güvenecek bir kefil” bulmanıza bağlı. Yani o kadar da kolay değil.

 

 senet-kefil5- Senedi imzalattık ama ya ödemezse?

İşletme sahibi iseniz, “Ürünleri sattık ama ya ödeyemezlerse ne olacak?” derdi de büyük. Malum 90’lı yıllar, karşılıksız çek ve ödenmeyen senetlerin zirve yaptığı yıllar. Ve riski de tamamen işyerlerine ait. Ürünü peşin peşin ver, ama ödemelerini taksit taksit almaya çalış… Vadesinde ödenmezse, adresine (taşınmadıysa) ihtar çek, dava aç…vs.

 

esnaf-pos6- Taksiti karta bağladık, rahatladık

Çok değil 8 yıl daha bekleyen, bu dertlerden de kurtuldu. 1998 yılında, bu tarz senet ve veresiyeler yerini taksitli kredi kartı işlemlerinebıraktı. Böylece işyerleri hem karşılıksız çek ve ödenemeyen senet risklerini bankalara devretti, hem de senetle taksit yapmak yerine kartla taksitli satış yaparak, ürün ve hizmetlerinin ücretlerini peşin almaya başladı. 

 

BKM-25-logo7- Kolaylığın temeli, 25 yıl önce atıldı

Şimdi ise para göndermekten, ödeme yapmaya ve taksitli alışverişe bütün bu işlemleri yapmak için birkaç saniye yeterli, hem bulunduğunuz herhangi bir yerde hem de nakit kullanmadan… Ve bu kolaylığın geçmişi de tam 1990 yılında kamu ve özel bankaların ortaklığıyla kurulan Bankalararası Kart Merkezi’ne (BKM) dayanıyor. 

 

kredi-kartlari8-  Kredi kartı sayısı 75 kat arttı

Biraz da rakam verelim; BKM öncülüğünde atılan adımlarla Türkiye’de 1990 yılında 800 bin adet olankredi kartı sayısı 2015 yılının Haziran ayı sonunda 58 milyona, banka kartı sayısı 6 milyondan 110 milyona dayandı. 25 yılda banka kartı sayısı 20 kat, kredi kartı sayısı ise tam 75 kat arttı. POS cihazı sayısı 2.5 milyona, ATM sayısı ise 50 bine çıktı.

 

 temassiz-odeme9- Cüzdanı dokundurmak yetti

Cebe sığmayan banka cüzdanları, sadece kartlara yüklenmedi. Yeni ödeme teknolojilerinin hayatımıza girmesiyle ödemeler artık temassızişlemle de yapılır hale geldi.

Türkiye’deki temassız banka kartı sayısı 6.3 milyona, temassız kredi kartı sayısı 13.5 milyona vetemassız POS cihazı sayısı ise 154 bine yükseldi.

 

internet-bankaciligi10- Bankacılık internete taşındı

Üstelik sadece kart sayıları da artmadı. Türkiye’deki 2015 yılı Mart ayı sonu itibariyleinternet bankacılığı sistemine kayıtlı toplam müşteri sayısı 40 milyona çıktı.  İnternet bankacılığını son bir yıl içinde en az bir kez kullanan müşterilerin sayısı ise 22 milyona ulaştı.

 

mobil-bankacilik

11- Cepten aldık ‘cep’ten ödedik

Türkiye genelinde toplam 12.5 milyon da mobil bankacılık müşterisi var. Üstelik bu kullanıcıların 8.1 milyonu son 3 ay içinde en az bir kez mobil bankacılık hizmetini kullanmış. Sonuçta artık cepten para gönderip, internetten veya mobilden satın aldıklarımızın ödemesini yine cep telefonundan yapabiliyoruz.

 

kart-ekonomi-deger12- Yılda 4 milyar TL tasarruf ettik

Kartlar ekonomiye de büyük değer yaratıyor. Türkiye’de son 25 yılda gerçekleşen toplam 28 milyar ödemeişlemiyle 1.8 trilyon dolar hacim yaratıldı. Nakit yerine kart kullanıldığı için yılda 4 milyar TL tasarrufediyoruz.

 

chip-pin-imzani-girSon Bir Not: 

Dünyanın en büyük finans sistemine sahip olan ABD’de kredi kartı işlemleri hala elle imza atılarak yapılabilirken, Türkiye’de ise  2007 yılında hayata geçirilen ve dünyaya örnek olarak gösterilenChip&Pin teknolojisiyle sadece şifre girmek yetiyor.

Bu teknoloji sayesinde Türkiye’de kredi kartı dolandırıcılığı son 10 yılda yüzde 90 azalırken, ABD hala “Kart dolandırıcılarıyla nasıl mücadele edeceğiz?” diye düşünüyor.

 

BKM aracılığıyla


Yorumlar

yorum

Bir Cevap Yazın